FANDOM


Balıkesir'in Osmanlı dönemindeki durumu.

1345 yılında Karesioğulları'nın Osmanlı Devleti'ne katılmasıyla Karesi Beyliği'nin tüm toprakları eyalete dönüşmüştür. Ancak topraklarının bir kısmında zamanla Biga Sancağı, bir kısmında da Karesi Sancağı kurulmuştur. Bergama ve civarındaki toprakları ise İzmir'e bağlanmıştır. Balıkesir şehri, o zamanlardan beri Karesi Sancağı'nın idari merkezi olmuştur. Osmanlının yıkılışına kadar merkeze sadık olarak kalmıştır ve bir daha Karesi hanedanlığı kurulmamıştır. Zira Karesi ileri gelenleri ve hanedanlığı Bursa'da devlet yönetimine girmişlerdir. Osmanlılar döneminde bölge bayındır hale getirilerek pekçok cami, han, medrese, lise yapılmıştır.

1350li yıllarda Orhan Gazi'nin oğlu ve Rumeli fatihi Şehzade Süleyman (Süleyman Paşa) uzun süre Balıkesir'de yaşamıştır. Bu yüzden Balıkesir de bir şehzade şehridir.

1388’de Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırıldığı anlaşılan Yıldırım Cami oldukça büyük bir avlu içerisinde medrese ve imaret ile birlikte külliye olarak ortaya çıkmıştır.

Fatih Sultan Mehmet’in vezirlerinden Zağanos Paşa tarafından yaptırılan 1461’de Zağnos Paşa Camisi ve Külliyesi'nin inşaatı tamamlanmıştır. Büyük bir alana yayılı külliyede günümüzde de faal olan hamam da hizmet vermekteydi.

Bu dönemlerde şehir, bugünkü Karaoğlan, Karesi, Aygören, Hisariçi ve Balıkesir Lisesi çevresi ile Kasaplar Mahallesine doğru olan kısımdan oluşmaktaydı. Çay Deresi'nin kuzey tarafları tamamen bağlık ve bostanlık olup, ara ara mezarlıklar da bulunmaktadır. Günümüzdeki şehrin güneyindeki modern mahallelerin (Bahçelievler, 52 Evler, Gaziosmanpaşa, Paşaalanı vb.) hiçbirisi yoktur. Şehirin giriş ve çıkış noktalarında hanlar bulunmaktaydı. Bugün Deve loncası olarak bilinen yerde ve Zahire Pazarı civarında kervanlar için konaklama yerleri vardı. İdari binalar (1900lü yıllara değin), bugünkü Askeri Hastanenin olduğu yerlerdeydi.

Osmanlı döneminde Balıkesir kazasında halkın geçimi ticarete, köylerde ise tarıma ve hayvancılığa dayalıdır. O dönemde de Balıkesir günümüzde olduğu gibi, süt, et, yağ, peynir, yumurta, bal, yün ve kıl üretiminde diğer kazalara göre öndedir. Köylerin bazılarında ise arıcılığın yaygın olduğu görülmektedir. Balıkesir ova köylerinde daha çok beygir yük aracı olarak kullanılırken, dağlık bölgelerde merkep kullanılmaktaydı. Temettüat kayıtlarına göre köylerde ve şehirlerde fakir, sabi, ama, divane, amelmande, talebe, asker, ihtiyar, dul, divane olanlardan köy imamı ve kizirinden, kahyası, çobanı ve sığırtmacısından vergi alınmazdı. Balıkesir kazası ve köylerinde tek eşlilik ve geniş aile egemendi. Tarımda iki öküz tarafından çekilen saban, çapa, orak ve tırmık kullanılırdı. O dönemde bazı köylerde ipek böcekçiliği de yapılırdı. Halk Türk, Rum, Ermeni ve çok azıda Kıptilerden oluşmaktaydı. 1800lü yıllardan sonra Balıkesir, iskan merkezi haline geldiği için nüfusu ve etnik yapısı değişti. Balıkesir kazasında her ailenin bir lakabı vardı.

Şehirde 1590 yıllarından sonra yeniçeri olaylarının arttığı görülmektedir. Bu kişiler halkın malına el koyma, hırsızlık, yaralama, dövme gibi suçlara neden olmaktaydılar.

Osmanlı zamanında askeri iaşenin sağlanmasında Karesi kazası önde gelen yerlerdendi. Erzak, yem ve yakacak miktarının bir kısmı Balıkesir ve civarından karşılanırdı. Örneğin; 1799 Mısır seferinde ekonomik ve askeri açıdan en çok katkı yapan bölgelerin başında Balıkesir gelmekteydi. Kayıtlara göre bu seferde Balıkesir şehrinden 900 kile (1 kile=24215kg) buğday ve 2200 kile arpa gönderilmişti. Daha sonra Balıkesir kazasından 4500 kile arpa ve 40 bin kantar peksimet istenmişti. 1799 Mısır seferine Balıkesir kazası toplanan toplam buğdayın %10'unu göndermişti. Bu seferde ayrıca Balıkesir kazasından 550 koyun da istenmişti. Ayrıca 1800 yılında Yafa'ya gönderilmek üzere 70 deve istendiği görülmektedir.

1829 yılında şehrin saat kulesi inşa edilmiştir. Bu yıllarda şehrin ünlü pazarı olan "Salı Pazarı" kurulmaya başlamıştır.

1862 yılında Müderris Alişuuri Bey'e ait vakıfca, Alişuuri mektebi yaptırılmıştır. 1864'de belediye kurulmuştur.

1892 tarihinde Fransızlar'ın Osmanlıların elindeki Cezayir’i işgal etmelerinden sonra Osmanlı hükümdarı seferberlik ilan etmiş ve Balıkesir kazasından ve köylerinden tüm erkeklerin seferberliğe gitmesi üzerine bu durum Balıkesir'i sosyolojik açıdan çok etkilemiştir. Yörede geride kalan genç kız ve kadınlar Cezayir’e giden erkekler için ağıt/türkü yakmışlardır. Bu ağıt daha sonra figürlerle canlandırılarak oyunlaştırılmıştır.

1896 yılında Balıkesir Sultan-ı İdadisi binası yapılarak lise düzeyinde eğitim vermeye başlamıştır.

1897 yılındaki büyük Balıkesir depreminde şehrin büyük kısmı yıkılmış, binlerce insan ölmüştür. 1897 depremiyle Balıkesir şehri ikinci kez kurulmuştur. Ancak yine de 1897 depremine rağmen; tarihi ve kültürel dokusunu büyük ölçüde muhafaza etmeyi başarmıştır. Depremde yıkılan saat kulesi, 1901'de yeniden farklı bir tarzda yapılmıştır. Yine depremde yıkılan Zağnos Paşa Camii'nin bir kısmı yeniden yapılmış, camilerin tümü elden geçirilmiştir. 1906 yılında Alişuuri Mektebi tekrar inşa edilmiştir. 1908'de şehrin simgelerinden olan Şadırvan inşa edilmiştir.

1909 yılında, Sultan Reşat döneminde banka müdürü Ahmet Faik Bey tarafından, Saat kulesinin arkasına yaptırılan Ziraat Bankası, sivil mimari de geç dönemde sık sık görülen iki katlı, kesme taşdan planı ile inşaa edilerek hizmete girmiştir. Bu dönemde de şehrin idari binaları, bugünkü Alihikmet Paşa Caddesi üzerindeydi.

1910 yılında, şehirde Karesi Muallim Mektebi açılmıştır.

1912 yılında Balıkesir Tren Garı, (Afyon Şehir Garı ile aynı mimaridedir), İngiliz firması "Smyrna Cassaba Railway" (SCR) isimli şirket tarafından yapılarak Bandırma-Soma arası tren yolu tamamlanmıştır. Bu tarihten itibaren Balıkesir geçiş güzergahı özelliği kazanmış ve şehir büyümüştür. Şehrin merkezi ile Garı birbirine bağlayan ve şimdiki adı Milli Kuvvetler Caddesi olan işlek cadde ve Şehir alanı (Cumhuriyet Meydanı) böylelikle ortaya çıkmıştır. Zira, Balıkesir'in günümüzdeki merkezi caddesidir. Oysa bu zamandan önce, Anafartalar Caddesi olarak adlandırılan cadde ticari merkezdi.

Kaynakça Edit